11 Temmuz 2009 Cumartesi

temmuzda


11 Temmuz 2009, 22:41. (Evet Türkiye 12. gününe erişti sevgili temmuzun...)
Vincent House Londra’da eşofmanımı giymiş, her zaman buz gibi olmaktan yana olan ayaklarımı masanın altına uzatırken kaloriferin daha fazla dayanamayıp şefkatle onları ısıttığını fark ediyorum! Dünya küçük derken biraz haksızlık ediyoruz galiba, yalnızca 3.5 saat uzaklıktayım, düşünsene...
Geçen yıllara paralel giderek sıcak düşmanı olan bendeniz, durumdan hiç şikayetçi değil ama insanız ya nihayetinde, erimeye meyletmiş beden afallıyor azıcık.
Sykpe eşi dostu hamam böceği gibi karşımda resmetmeye devam ederse, bir sonraki yaz ben yine burada olacağım!

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Ya Sonra?



“Önce kaos vardı (..)”


Ne zaman bitti ki????
Sorular, olmayan cevaplar, arayışlar, her gün değişenler, hep aynı kalanlar, bir türlü hatırlanmayan, hiç unutulmayanlar ve de yeniler ve de yeniler, her an, her saniye!

Evet evet dur biraz, lütfen. Geriye ya da ileriye değil tam da buraya baksana!

Burası neresi?

30 saniyede oje kurutan sprey? Proust’un Kayıp Zamanın İzinde’sinin ilk kitabı? Toile de jouy? Ara öğüne bir elma? Okuduğun ilk kitap? En son vapur saati? 90 kalorilik bar? İlk aşkın? Magnezyumu en yüksek su? Alman Nutellası? Alman Romantikleri? Corian? Kara Kitap? Apple cider? Bone China? Alpha lipoic acid? Provence?
Bu çöplük beyinde hiç bir ayrıştırma sistemi yok, hepsini yanyana koyuveriyor işte! Geri dönüşümlü olanlarla idare edebiliyorsun da, ya o hiç yok olmayanlar?
Henüz bildiğin bir öğütücü, şevkatle sakinleştiren bir dönüştürücü, adm akıllı bir düzenleyicin yok. Çaresiz anlatacaksın o zaman.

Burası orası; yanyana, dizdize, arka arkaya ve fakat hep düzensiz, her daim karışık!